Terapiye başlamadan önce ilk adım
Terapiye başlamak için hazır hissetmeniz, yaşadığınızı net biçimde adlandırmanız ya da durumun yeterince ağır olduğuna karar vermeniz gerekmez. İlk adım tek bir şeydir: konuşmak istediğiniz bir konu olduğunu kabul edip randevu almak. Geri kalanı süreç içinde şekillenir.
Randevu almadan önce hazırlık gerekir mi
Hazırlık zorunlu değildir, çünkü ilk seansın işi zaten sizi tanımaktır. Yine de küçük bir hazırlık ilk yarım saati rahatlatır. Son haftalarda sizi en çok zorlayan iki üç durumu aklınızda tutmanız, bunun ne zaman başladığını kabaca hatırlamanız ve terapiden ne beklediğinizi tek cümleyle söyleyebilmeniz yeterlidir. Yazmak isterseniz yazın; seansta telefonunuzdaki bir nota bakmak tuhaf karşılanmaz. Kullandığınız ilaç varsa adını not almanız işe yarar, çünkü uzman gerektiğinde hekiminizle iletişimi bu bilgi üzerinden kurar. Buna karşılık geçmişinizin kronolojik dökümünü çıkarmaya, çocukluğunuzu baştan anlatmaya hazırlanmaya veya doğru kelimeleri önceden bulmaya çalışmayın. Terapi bir sunum değildir; dağınık, eksik ve sırasız anlatım bu işin olağan biçimidir. Hazırlığın tek amacı kaygıyı azaltmaktır, performans yükseltmek değil. Randevu saatinden birkaç dakika önce orada olmak da hazırlığın parçasıdır, çünkü yolda koşturarak gelmek ilk on dakikayı toparlanmaya harcatır. Çevrim içi görüşecekseniz bağlantıyı ve sessiz bir odayı önceden ayarlamak aynı işi görür. Bunların hiçbirini yapamadan gitmeniz de sürecin işlemesini engellemez; hazırlıksız gelmek yaygın bir durumdur ve sorun çıkarmaz.
Ne söyleyeceğimi bilmiyorum, yine de gidebilir miyim
Gidebilirsiniz; ne söyleyeceğini bilmemek terapiye başlamanın en yaygın halidir. Başvuranların çoğu net bir soruyla değil, adını koyamadığı bir sıkışmışlık hissiyle gelir. İlk seansta bunu olduğu gibi söylemek yeterli bir başlangıçtır, uzmanın işi zaten oradan devam etmektir. Soruları o sorar; her şeyi kendiliğinizden anlatmak zorunda değilsiniz. Sessiz kaldığınız anlar olursa bu, doldurulması gereken bir boşluk gibi ele alınmaz. Bazı kişiler için ilk oturumun büyük bölümü yalnızca ortama alışmakla geçer ve bu kaybedilmiş bir seans sayılmaz. Kendinizi anlatabilecek kadar toparlamayı beklerseniz başvuru çoğu zaman aylarca ertelenir. Söyleyecek söz bulamamak, gitmemek için değil gitmek için bir nedendir; sıkışmışlığın adını koymak da sürecin parçasıdır ve tek başınıza yapmanız beklenen bir iş değildir. Uzmanlar bu durumla sık karşılaşır ve ilk görüşmeyi buna göre yürütür, dolayısıyla anlatamamak sizi geri çeviren bir engel değildir. İlk görüşmede zor gelen anlatma işi, ortam tanıdık hale geldikçe çoğu zaman kolaylaşır. Beklemeniz gereken tek şey de budur; hazır olma duygusu genellikle başladıktan sonra gelir, başlamadan önce değil.
Randevu alırken hangi soruları sorabilirsiniz
Randevu alırken işleyişe dair pratik soruları sormak hakkınızdır ve bunlar seansın içeriğinden değil çerçevesinden sorulur. Görüşmenin ne kadar süreceğini, ücretin ne olduğunu ve nasıl tahsil edildiğini, iptal ile geç kalma durumunda hangi kuralın uygulandığını, görüşmelerin yüz yüze mi çevrim içi mi yapılacağını ve sıklığın nasıl planlandığını baştan öğrenebilirsiniz. Bu bilgileri yazılı olarak istemek yerinde bir taleptir; e-posta veya mesajla gelen kısa bir açıklama sonradan çıkacak yanlış anlaşılmayı baştan keser. Uzmanın unvanını ve hangi kurumda çalıştığını sormak da olağandır. Bu sorular güvensizlik göstergesi sayılmaz, tersine sürecin sözleşme tarafını netleştirir. Yanıt alırken zorlandığınızı hissediyorsanız bu da kendi başına bir bilgidir. İşleyişe dair belirsizlik ilk haftalarda gereksiz kaygı üretir ve en ucuz çözümü baştan sormaktır. Aldığınız yanıtları bir yere not edin; ilk görüşmede yeniden teyit etmek de mümkündür ve tuhaf karşılanmaz. Kurum üzerinden randevu alıyorsanız bu bilgilerin bir kısmını sekreterlik verir, bir kısmını yalnızca uzmanın kendisi netleştirebilir; hangisinin kime sorulacağını baştan öğrenmek zaman kazandırır.
Yakınlarıma söylemek zorunda mıyım
Söylemek zorunda değilsiniz; terapiye başvurmak kimseye bildirilmesi gereken bir işlem değildir. Bazı kişiler bir yakınının bilmesini destekleyici bulur, bazıları ise sürekli açıklama yapmak zorunda kalmayı yorucu bulup süreci kendine saklamayı tercih eder. İkisi de geçerli bir tercihtir. Söylemeye karar verirseniz ayrıntı vermek zorunda olmadığınızı hatırlayın; ne konuştuğunuzu anlatmadan yalnızca bir uzmanla görüştüğünüzü söylemek yeterlidir. Söylememeye karar verirseniz randevu saatlerini takviminizde nasıl göstereceğinizi önceden düşünmek pratik bir kolaylık sağlar. Evde mahremiyet bulmakta zorlanıyorsanız çevrim içi görüşme yerine yüz yüze görüşme daha korunaklı olabilir. Bu kararı ilk seansta uzmanınızla da konuşabilirsiniz. Sürecin kimlerle paylaşılacağı tamamen sizin elinizdedir ve bu tercihi ilerleyen haftalarda değiştirmeniz de mümkündür. Kararınızı verirken kimin gerçekten destek olacağını, kimin ise sürekli soru sorup sizi açıklama yapmak zorunda bırakacağını ayırt etmek işe yarar. İş yerine bildirmek gibi bir zorunluluk da yoktur. Bu konuyu ilk haftalarda kapatmak, süreç ilerledikçe tekrar tekrar gündeme gelmesini engeller.
Beklemeden başvurulması gereken durumlar
Güvenliğiniz tehlikedeyse veya günlük işlerinizi sürdüremeyecek kadar kötü durumdaysanız randevu sırası beklemeyin. Bu durumda yapılacak iş uygun uzmanı araştırmak değil, doğrudan acil sağlık hizmetine ulaşmaktır. Acil servisler ve acil çağrı hattı bu tür başvurular için de vardır; ruhsal bir kriz, fiziksel bir acil durumdan daha az geçerli bir başvuru nedeni değildir. Yanınızda güvendiğiniz biri varsa ona haber verin ve yalnız kalmamaya çalışın. Kriz geçtikten sonra düzenli bir sürece başlamak yine mümkündür, acil başvuru yapmış olmak bunu engellemez ve sonraki görüşmelerde aleyhinize yorumlanmaz. Bu sayfada anlatılan planlı işleyiş, zamanı olan başvurular içindir. Acil durum ayrı bir yoldur ve o yolu kullanmaktan çekinmeyin. Aynı şey yakınlarınız için de geçerlidir: bir yakınınızın durumu için endişeleniyorsanız ve tehlike söz konusuysa aynı yol izlenir. Bu tür bir başvuruda kendinizi abartıyor olmaktan endişe etmeyin; değerlendirmeyi yapmak orada çalışan ekibin işidir, sizin işiniz ulaşmaktır.
İlgili sayfalar: İlk seans · Ücret mantığı · SGK ve sigorta