İçeriğe atla
Terapi Süreci

Randevu almadan önce ne hazırlamak gerekir

Terapiye başvurmadan önce gerçekten neyi hazırlamanız gerekir, neyi hazırlamanız gerekmez ve hazır hissetmeyi beklemek neden süreci geciktirir.

Hazırlık diye anlatılan şeyin çoğu gerekli değildir

Randevu almadan önce yapmanız gereken hazırlık, çoğu kişinin sandığından çok daha azdır. İnternette dolaşan hazırlık listeleri genellikle geçmişinizi kronolojik olarak çıkarmanızı, duygularınızı doğru kelimelerle adlandırmanızı ya da tam olarak neye ihtiyacınız olduğunu önceden bilmenizi önerir. Bunların hiçbiri bir ön koşul değildir. İlk görüşmenin işi zaten sizi tanımaktır; yani hazırlık olarak sayılan şeylerin büyük bölümü aslında sürecin kendisine aittir ve orada birlikte yapılır. Kendinizi anlatabilecek kadar toparlanmayı beklemek, başvuruyu aylarca erteleten en yaygın nedenlerden biridir. Terapi bir sunum değildir; dağınık, eksik ve sırasız anlatım bu işin olağan biçimidir ve uzmanlar bu haliyle karşılaşmaya alışkındır. Hazırlık yapmanın tek anlamlı amacı kaygıyı biraz azaltmaktır, performans yükseltmek değil. Hiçbir hazırlık yapmadan gitmeniz de görüşmenin işlemesini engellemez. İlk adım sayfasında anlatılan çerçeve de bunun üzerine kuruludur: başvurmak için hazır hissetmeniz gerekmez. Hazırlık listelerinin bir başka sakıncası da başvuruyu bir sınav gibi göstermeleridir; oysa ilk görüşmede değerlendirilen siz değil, birlikte çalışılacak konunun ne olduğudur.

İşe yarayan tek hazırlık: konuşmak istediğiniz konunun varlığı

Gerçekten işe yarayan tek hazırlık, konuşmak istediğiniz bir konunun olduğunu kendinize kabul etmektir. Bu konunun net olması, adının konmuş olması ya da yeterince ağır sayılması gerekmez. Son haftalarda sizi zorlayan bir durum varsa, bir ilişkide tekrar eden bir sıkışma yaşıyorsanız ya da yalnızca nedenini bilmediğiniz bir yorgunluk taşıyorsanız bu başlamak için yeterlidir. Uzmanlar başvuru nedenini çoğu zaman tek cümlelik bir ifadeyle alır ve geri kalanını görüşmede açar. Konunun yeterince önemli olup olmadığını kendi kendinize tartmanız da beklenmez; bu tartma işi başvuruyu geciktiren bir döngüye dönüşür, çünkü zorlandığınız bir dönemde kendi zorluğunuzu küçümsemek yaygın bir eğilimdir. Başvurmak için bir eşik aşmanız gerekmiyor. Birden fazla konu varsa hepsini sıraya koymanız da gerekmez; hangisiyle başlanacağı görüşme sırasında birlikte belirlenir ve sıralama süreç içinde değişebilir. Konuyu anlatırken doğru kelimeyi bulamazsanız bu da sorun çıkarmaz; tarif etmeye çalışmanız yeterlidir ve adlandırma çoğu zaman görüşmeler ilerledikçe kendiliğinden netleşir.

Yanınızda götürebileceğiniz birkaç not

Yanınızda götürmeniz işinize yarayabilecek birkaç şey vardır ve bunların hepsi kısadır. Birincisi, kullandığınız ilaç varsa adı ve kim tarafından verildiği; bu bilgi, uzmanın gerektiğinde hekiminizle iletişim kurabilmesi için pratik bir dayanak olur. İkincisi, daha önce bir ruh sağlığı başvurunuz olduysa bunun kabaca ne zaman ve nerede olduğu. Üçüncüsü, aklınıza gelen ve unutmaktan korktuğunuz iki üç başlık. Bunları telefonunuzdaki bir nota yazmanız yeterlidir; seansta telefona bakmak tuhaf karşılanmaz. Dördüncüsü, varsa bir hekim raporu ya da tahlil sonucu. Bu maddelerin hiçbiri zorunlu değildir ve eksik olması görüşmeyi engellemez. Not tutmanın nasıl işe yaradığı ve neye dönüşmemesi gerektiği süreç bölümünde ayrıca ele alınır. Götüreceğiniz notun uzun olması beklenmez; birkaç satır, aklınızdakini hatırlatmaya çoğu zaman yeter. Kimlik belgenizi yanınızda bulundurmanız da pratik bir ayrıntıdır, çünkü bazı kurumlarda kayıt açılırken istenir ve bu, idari bir adımdır. Bunların hepsini bir arada toplamanız da gerekmez; eksik kalan bir bilgi ilerleyen görüşmelerde tamamlanabilir.

Hazır hissetmeyi beklemek kararı nasıl erteletir

Hazır hissetmeyi beklemek, başvuruyu çoğu zaman süresiz olarak erteler. Bunun nedeni basittir: hazır olma duygusu genellikle başladıktan sonra gelir, başlamadan önce değil. Zorlandığınız bir dönemde kendinizi anlatacak enerjiyi bulmanız, doğru kelimeleri seçebilmeniz ya da durumu düzenli biçimde özetleyebilmeniz beklenemez; bunların hepsi zaten zorlanmanın etkilediği alanlardır. Erteleme çoğunlukla tek bir kararla olmaz, küçük ertelemelerin birikmesiyle olur: bu hafta yoğunum, bu dönem geçsin, biraz daha bekleyip göreyim. Her biri kendi içinde makul görünür. Aradan geçen zaman ise durumu çoğu zaman kendiliğinden çözmez, yalnızca alışılmış hale getirir. Başvurmak bir taahhüt de değildir; ilk görüşme sizi bir sürece bağlamaz ve devam edip etmemeye görüşmeden sonra karar verirsiniz. Bu nedenle kararı hazır hissetmeye değil, konuşmak istediğiniz bir konunun varlığına bağlamak daha işlevsel olur. Kararsız kaldığınızda randevuyu almak ve tarihe kadar düşünmeye devam etmek de mümkündür; iptal kuralını baştan öğrendiğiniz sürece bu yol sizi bir yükümlülük altına sokmaz.

Randevu alırken elinizde bulunması yeterli bilgiler

Randevu alırken elinizde birkaç pratik bilginin bulunması görüşmeyi kolaylaştırır. Hangi günler ve saatler sizin için uygun; yüz yüze mi yoksa çevrim içi mi görüşmek istiyorsunuz; ulaşabileceğiniz bir telefon ya da e-posta adresiniz. Bunlar randevu aşamasında sorulan bilgilerin çoğunu karşılar. Karşı tarafa konunuzu ayrıntılı anlatmanız istenmez ve beklenmez; nasıl bir görüşmenin nasıl ilerlediğini ilk telefon görüşmesi başlığında bulabilirsiniz. Ücretin nasıl bildirileceğini ve iptal kuralını da bu aşamada sorabilirsiniz; bunları yazılı olarak istemek yerinde bir taleptir. Görüşmeye gelemeyeceğinizi anlarsanız haber vermeniz yeterlidir; randevuyu iptal etmek yeniden başvurmanızın önünde bir engel oluşturmaz ve ayrıntılı açıklama yapmanız beklenmez. Kendinize ya da bir başkasına zarar verme düşünceniz varsa ya da can güvenliğiniz tehlikedeyse randevu sırası beklemeyin: 112 acil çağrı merkezini arayın ya da en yakın hastanenin acil servisine başvurun; mümkünse o sırada yanınızda güvendiğiniz biri bulunsun. Bu sayfa süreci anlatır, tanı koymaz ve size bir yöntem önermez.